F&M - F&M Yazıları - BİZİM MEŞHURLAR NEREYE ? (Reyon dergisi)

F&M Yazıları
www.franchisemore.com

 

BİZİM MEŞHURLAR NEREYE ? (Reyon dergisi)

01 Şubat 2001
Osman Bilge

Bizim esnafımız, tabelasında “kendini” görmek istiyor. Kendinin veya ailesinin adını, ortaklarını veya kardeşlerini çağrıştıracak bir şeyleri, hiç birisi değilse de memleketini yazmaktan ve “ticari marka” olarak kullanmaktan hoşlanıyor. Ahmet Bakkal, Karadeniz Lokantası, Cankardeşler, Yeşim Kundura gibi isimler hemen her çarşıda, mağazada görülürdü.

Son yıllarda açılan modern ve canlı alışveriş merkezlerinde ise artık çoğunlukla “markalı” tabelalar yer alıyor. Sade alışveriş merkezlerinde değil, ayak alışkanlığı olan, her şehrin birkaç canlı alışveriş caddesi vardır ya, oralar da bu türden tabelaları dışladı sanki.. Kiralar yükselip dolara bağlanınca, kendi mülkünde oturalar bile bir kazandıkları paraya baktılar, bir alacakları kiraya, verdiler gitti.. Çocukluğumuzdan tanıdığınız “meşhur” esnaftan bazıları hala aynı yerlerindeler. Dileriz hep dururlar yerlerinde. Ama eski meşhurlardan kaçı kaldı bugüne? Kaçı markalarını tutundurabildi, yayılabildi? Her gün bir yenisi çıkan zincir mağazaların, işletmelerin karşısında kaçı aynı tarz ve hızla yayılabildi?

Gıda sektöründen tanıdığımız meşhurlara bakalım, ne yapıyorlar. Meşhur lokumcu Hacıbekir hala İstanbul’da İstiklal caddesindeki dükkanda, aynı kaliteyi üretiyor. Bursa’nın meşhur kebapçısı İskender de hala aynı yerde, üstelik “şubemiz yoktur” diye de ilan veriyordu. İzmir’de Sevinç Pastanesi Alsancak’ta hala çok iyi iş yapıyor. Lokmacılar da aynı yol sapağında aynı işi yapıyorlar. Gaziantep’teki meşhur Çağdaş İmam halen eski yerinde ve çok meşhur. Adana’da lahmacunu ve kebaplarıyla meşhur Onbaşılar, halen nefis iş yapıyor. Bunlar, meşhur olup da yerlerinde kalanlar.

Mısırçarşısı’ndaki meşhur kuruyemişçi Malatya Pazarı ise, marketlerin içinde açtığı reyonlarla her yere yayıldı. Sultanahmet’teki meşhur köfteci de şimdiden 50 yere bayilik verdi. İzmir’deki meşhur Sefer Ustanın tatlıları da tüm bölgeye yayıldı. Maraş’taki meşhur dondurmacı Kambur ailesi de Mado markasıyla 100’ü aşkın işletmeyle Türkiye’ye sığmadı, yurt dışına taştı.

Peki kim haklı? Kalitesini korumak uğruna tek dükkanda kalanlar mı, aynı kaliteyi her yere götürebilenler mi ? Bizim meşhurlar markalarını taşımakta ne kadar başarılılar? Neden yabancıların girdiği hamburger, pizza gibi sektörlerde yerliler geri sıralara düşüyor? Bizim meşhurların nesi eksik, neden bu kadar beğenilen ürünlerini yaygınlaştırmakta zorlanıyorlar? Yabancılar nasıl oluyor da Türkiye’de neredeyse hiç tanınmayan ürünlerini yaygınlaştırabiliyorlar?

Bunun uygulamadaki cevabı, “franchise”. Meşhur markayı bir başkasına teslim ederken taşınan tüm endişeler yerindedir. Franchise da zaten bu endişelere yanıt olarak gelişmiş. Hem adınızı verecek, işinizi öğreteceksiniz, hem de tam denetim ve disiplin sağlayacaksınız. İşte bu biraz zor olduğundan, bizimkiler hiç vermemeyi veya yayılacaklarsa kendileri yapmayı tercih ediyorlar.

Ne demişler, “müşteri daima haklıdır”. Meşhur yerlilerle sistematik çalışan yabancılar arasındaki savaşın sonucunu müşteri belirleyecek. Evvelce tüketicilerimiz üşenmez, “meşhur”ların ayağına giderlerdi. Pastırmayı Kayseri’den, pirinci Tosya’dan alır gibi, lokumu Hacıbekir’den, kahveyi Kurukahveci Mehmet Efendi’den alırlardı. Meşhurlar da buna güvenerek pek yerlerinden kıpırdamadı, müşterinin ayağına gelmelerinden adeta zevk aldılar. Oysa aynı müşteriler şimdi “markalı”ları “meşhur”lara tercih ediyor. Çünkü hayat hızlı, vakit dar, meşhurlar uzak, markalılar yakın ve gayet yeterliler.

Sadece gıda sektöründe mi? Kendi çaplarında kendi çevrelerinde meşhur ve başarılı olmuş kunduracılar, marketler, muhasebeciler, bahçıvanlar, yorgancılar, otelciler, eğitimciler, tabelacılar ve daha sayabileceğimiz niceleri neredeler? Buna benzer esnafın bir Mado, bir Sultanahmet Köftecisi gibi yaygınlaşmasını daha ne kadar bekleyeceğiz? Yabancılar gelip ellerinden müşterilerini kapınca mı anlayacaklar markalarının kıymetini?

Pek çok küçük girişimcimiz var ki, markaları kendilerinden daha büyük. Göstergesi de talep.. Geniş bir çevrede tanınıyor, biliniyorlar ama müşterileri onlara, onlar olası müşterilerine ulaşamıyorlar. Bunun belki farkındalar, belki de değiller.

Umarız ülkemizin kültür birikimi olan bu markalar, işletme ve pazarlama yöntemlerini bilmedikleri yabancıların karşısında ezilmezler. Yabancı perakendecilerin en güçlü silahı olan franchise sistemini bizimkiler de merak eder, anlar ve uygularlar.